Sakız Şehir Merkezi ve Çevre Yerleşimleri

Bu şehir, inşa edilişinden bugüne kadar adanın merkezi konumunda olmuştur. Birçok ihtiyacın giderilebileceği şekilde imkanları bulunan bu yönetim merkezi yaz kış, yerli ve yabancı turistlerini ağırlamaktadır.

Şehrin içerisinde özellikle Bizans, Ceneviz ve Osmanlı dönemine ait birçok önemli yapı yer almaktadır. Bunlardan Sakız Kalesi, Yunancadaki adıyla Kastro’nun temelleri Bizans döneminde 9. yüzyılda atılmıştır ve daha sonra ise 14. ve 16. yüzyılda Cenevizlilerin adadaki hakimiyeti döneminde kale Rönesans mimarisiyle bir kez daha şekillenmiştir. Bir kısmı günümüze kadar gelmeyi başarmış 9 kuleli Kale’nin her bir kulesi farklı dönemlerde yapıldığı için farklı mimari özelliklere sahiptir. Yapılan Arkeolojik kazılara göre kale içerisindeki yerleşimler varlığını uzun süre sürdürmüştür. Nüfusun artmasıyla yerleşkeler kale dışında çevrelenmiştir. 1881 depremiyle büyük tahribatlara uğrayan kale, tarihte uzun süre Sakız Adası’nın siyasi ve askeri yönetim merkezi olmuştur. Cenevizlilerden sonra kale 1912 yılına kadar Osmanlı hakimiyetinde olmuştur. Bu tarihten sonra Yunan devletine bağlanan kale, arkeolojik alan ilan edilip koruma altına alınmıştır.

Kale yolunda devam ederken, karşınıza çıkabilecek Osmanlı eserlerinden;

Bayraklı Camii, 1901 yılında inşa edilmiştir ve Sultan Abdülaziz’in tuğralı kitabesini taşımaktadır. 1881 yılındaki depremde yıkılan bir Katolik Kilisesinin arsasına inşa edilen Bayraklı Camii, yerel malzemelerle yapılan ve Neoklasik özellikler taşıyan mimari yapıya sahiptir.

Adanın diğer camilerinden, kısa ve kalın minaresi hala ayakta kalan Osmaniye Camii, 19.yüzyılın sonlarında inşa edilmiştir. Neoklasik tarzda ve yerli halk tarafından yapılan bu camii, kuzey cephesinde bulunan kapıdaki kitabeye göre 1892 yılında inşa edilmiştir. Restore edilen Camii, müslüman semti olan Frenk Mahallesi olarak adlandırılan Frangomahalla’da bulunmaktadır.

Adanın bütün Osmanlı yapılarının içerisinden en sağlam şekilde günümüze gelmeyi başaran, temelleri 1846’da atılan ve ibadete açılışı 1849 yılında olan Mecidiye Camii, 31. Osmanlı Padişahı Sultan Abdülmecid tarafından yapılmıştır. Mübadele sebebiyle adada Müslüman nüfusun gitmesi üzerine camii Bizans müzesi olarak kullanılmaktadır. Camide yapılan restorasyon çalışmaları sırasında kazılardan elde edilen bulgulara göre, Mecidiye Camii bir kilisenin yıkıntıları üzerine inşa edilmiştir.

Melek Paşa Çeşmesi, Kaptan-ı derya Melek Mehmet Paşa tarafından Osmanlı hakimiyeti döneminde yapılan, yapımında mermer kullanılması sebebiyle de Mermer Çeşme olarak da bilinen bu çeşme, 1768’de Paşa tarafından adaya hediye edilmiştir. 3. Ahmet’in kızı Zeynep Aşıma Hanım ile evlendiği için ‘’Damat’’ lakabıyla anılan Mehmet Paşa halim ve selim huylu olması sebebiyle kendisine ‘’Melek’’ lakabı da yakıştırılmıştır.

Yine şehir merkezinde bulunan diğer önemli yapılardan olan Osmanlı Mezarlığı, Kaptan-ı derya Kara Ali Paşa’nın anıtının etrafına kurulmuştur. Beyaz mermerli lahiti dikkat çeken Kaptan- derya Kara Ali, 1822 yılında Sakız Adasında çıkan ayaklanmayı bastırmak için görevlendirilmiştir. İsyanın mimarlarından Konstantinos Kanaris’in Ali Paşa’nın sancak gemisinde burlota göndermesi ve yangın çıkarması sonucunda Kaptan-ı Derya Kara Ali Paşa yaşamını yitirmiştir. Anısına yapılan bu lahit etrafında kurulan, barok tarzı mezar taşları ile Osmanlı tarzını yansıtan bu mezarlıkta, 1822 yılından 1890 yılına kadar yaşamını kaybetmiş Osmanlı ileri gelenlerinin kabirleri bulunmaktadır.

Birçok etkinliğe ev sahipliği yapan şehrin Vounaki Meydanı, ismini, eski zamanlara burada bulunan Vounaki tepesinden almaktadır. Kelime anlamıyla Vounaki-küçük dağ, tepecik anlamına gelmektedir. Meydanın Bizans ve Cenevizliler dönemindeki ismi, Vergi ve Ticaret Meydanı anlamına gelen ‘’platia Foru ve Emboriu ‘’ idi. Osmanlı döneminde de askerlerin eğitim alanı olarak kullanılan bu meydan, işlevine uygun olarak ‘’Kılıç Meydanı’’ olarak adlandırılmıştır.

Şehir merkezinin alışveriş noktası, yerel sakız ürünlerini bulabileceğiniz dükkanların olduğu, kahvelerinde ve ara sokaklarında tavernaların bulunduğu Aplotaria Sokağı, adaya gelen bütün turistlerin ilk uğrak noktasıdır. Aplotaria, kelime anlamı itibariyle Yunanca’da Sermek anlamına gelmektedir. Satılan kumaşların yere serilerek alıcıya sergilenmesi ve kilden çömleklerin burada kurutularak sunulması sonucu bu ismi alan sokak, 16.yüzyıldan kalma bir çarşı sokağıdır. Tarihteki misyonunu devam ettirerek önemli bir ticaret noktası olan Aplotaria sokağında 19. ve 20.yüzyıllardan kalma malikaneler bulunmaktadır.